Beyond electronica

Events

Interviews

Mix of the month

Sets

Home » Interviews

Taylan Sinan Yılmaz

By: Burak Atınç | 24 November 2009 | Tags:
7 yorum
Share |

Kendisi hakkında çok şey bilmiyor,hatta röportaj öncesi kendisini tanımıyorduk bile ama Taylan Sinan Yılmaz bizim için önemli bir figürdür.Bunun sebebi sadece elektronik camiasında tanınan,sevilen bir insan olması yanı sıra AUF klübü ve eventleri ile Türkiye’de elektro müziği geniş kitlelere sevdiren bir insan olması değildir.

Taylan bir sanatçıdır,fotoğraf sanatçısıdır,prodüktördür.Konuları ele alışı sıradan bir djden farklıdır.Belki bu sebeple insanların sürekli yarışma halinde olduğu,şartların son derece zorladığı New York’ta AUF partilerinin devamlılığını sağlamıştır.Bu bizce kendisini özel kılandır.AUF partileri Resident Advisor’da New York’un en iyi partilerinde biri diye bahsedilince kendisi ile röportaj yapmak farz oldu.Lafı fazla uzatmadan işte Taylan Sinan’ın ağzından New York-İstanbul gece hayatı,parti kültürü ve müziğin bu noktalardaki konumu….

taylan34

Bize AUF’un oluşumundan bahseder misin ? AUF’u şu an bulunduğu noktaya getirmek zor muydu ?

Auf 2004 yılında açtığım kulübümün adı idi, anlamı ise güneş tanrısı Ra’nın gece yer altında yaptığı yolculuk sırasında kullandığı isimdir.

Mekanın yerin bir kat altında olması güzel bir ironi doğurmuştu, ayrıca yeraltı (underground) terimide hem muzikle hemde mekanla uyum  içerisindeydi. O dönemin estetiğine ve o dönemki müzikal çizgimize uygun olarak tasarımcı Deniz Çift çokda güzel bir logo yaptı ve senelerin tabelacısı babamda o logonun aynısını aldı, külübün kapısına astı.

Aslında Auf’un oluşması sadece 2004 senesinde olan birşey değildir , onun öncesinde yatan bir süreç var bu o dönemki etrafımız, etrafımızın etkileşimleri ve yaptıklarımızla da alakalı.Auf o dönem öncesinde var olan herşeyin bir sonraki adımı idi aslında. Yani Osman productions, Filter Club, Unique, Godet, Gizli Bahçe,Indigo, Magma ve bir çoğu o dönem içerisinde bir şekilde Auf’un şekillenmesine katkıda bulunmuştur farkında olmasalar bile.

tyl

Auf kulüp olarak o dönem içerisinde kendi çapında başarılı olmuştur, bir çok sanatçı ve dj performanslar sergiledi, kimileri ilk kez Auf’da sahneye çıktı, insanlar eğlendi ve daha sonraki oluşumlar için basamak oluşturdu.Bunu Türkiye gibi herşeyin zor oldugu bi yerde yapmak biraz takdir ister. Zaten orada edindiğim kondüsyondan dolayı New York’da biraz daha rahat hareket edebiliyoruz.

Ayrıca tüm bu 5 senelik süreçte Auf’un bir parçası olan insanlar oldu, kimi gönülden bağlandı,kimi erkenden umutsuzluga kapıldı kimi hala Auf’un bir parçası ama şunu diyebilirim hiç bir şeyi tek başıma yapmıyorum.Herzaman vizyon olarak birleştigim birileri oluyor ve o insanlarla yoluma devam ediyorum. Beni Auf’un babası olarak görebilirsiniz herzaman çocuğunu koruyan ve onun için savaşan.Bu inanç ve kararlılıkla alakalı. Acısınıda sıkıntısına çekmek gerek önemli olan yaşatmak, bir şeyi sonlandırmak en kolay şey.Cesur olmanız lazım.

Türkiye’de yaşanan en büyük  sorunlardan birisi, yanlış müzik doğru insanlar,iyi müzik yanlış insanlar dengesizliği.Resident Advisor tarafından örnek parti gösterildin.Siz Brooklyn’de ,çok fazla müzik türünün ve dinleyenlerin olduğu biryerde bu dengeyi nasıl kurdunuz ?

Eğer mesele bir event yapmak yada bir parti düzenlemek yada herhangi birşey ise, bu öncelikle konseptle ve hedeflerle alakalıdır. Yani iyi müzik için gittiğiniz bir partide abuk subuk bir sürü insanla karşılaştığınızda aslında bu partiyi düzenleyen şahsın hedefleriyle alakalıdır.Adam,mesela içeri para kazanmak için önüne geleni almıştır. Ya da hiç ummadığınız bir yerde müzik iyi olmasa bile çok güzel bir kitle vardır ve o müzikte  o kadar eğlenirsinizki siz bile inanamazsınız, buda o anki durumun doğallığından ve kendiliğinden oluşmasından ve etrafınızdaki insanların güzel enerjisinden kaynaklanır yani aslında en temeldeki parti kelimesinin tam karşılığıdır.

Profesyönel noktada baktığınızda işler biraz değişir, bu durumda iyi bir parti düzenlemeniz gerekmektedir. Bunun için mekanın tuvaletinden, ses sistemine, posterinden duvardaki çivisine, içinde bulunduguz zaman ve metropole kadar her şeyin son derece farkında olmanız gerekmektedir. Aslında bu yaptığınız bir tasarımdır, sunumdur, peformansdır, ticari faaliyet’tir. Yarattığınız konseptin her detayına kadar doğru sunmanız ve sunduğunuz ya da taahüt ettiğiniz herşeyi sonuna kadar da verebilmelisinizdir. Tüm bunlar içinde vizyon sahibi olmanız gerekmektedir.

tayer

Resident Advisor’da New York daki en iyi partiler listesinde yer almamızın en büyük sebebi bu işi yapan iki insanın yani ben ve Igal Nassima’nın aynı yüksek vizyonda buluşsması ve Igal’in bana ve Auf’a inanmasıyla alakalıdır. İkincisi ise bir event yaratırken her detayı ciddi ciddi düşünmemiz ve mutlaka her eventi sanatsal bir aktivite ile şehrin dokusuna uygun olarak birleştirmemizdir.Kısacası doğru tasarımlar yapmamızdır ve doğru sunup kusursuz uygulamamızdır.

Müzik kitleyi belirleyen en büyük unsur değildir bunu hiç bir zaman unutmamak lazım, vizyon olarak tırmanmanız lazımki yukarıdan baktığınızda herseyi görebilesiniz.Tüm bileşenleri bir araya getirmeniz lazım; sanat, bilim, moda, metropol, siyaset, performans.. bu yüzden 2004 yılında Auf’un manifestosunu yazarken şu cümleleri kullanmıştım.

“Underground üretim süreçleri ve varoluş, aslında her şeyin üzerinde!
Sistem, hayat, algılar ve hazlar. Üretim malzemenin nefes alan, fikrin yasayan savunusu, belki de var olmanın tek ispatı! Bunun önemini ve devamlılığını savunur Auf!

Maddenin sekil alması, sesin forma dönüşmesi, belki de sonucun nedenden önce gelmesi! Bilim, moda ve sanat her şey Auf’un ilgi alanıdır. Soyut olan ve gerçekteki iz düşümleri, sinir uçlarımızda hissettiğimiz uyarımlar, hazlar ve illüzyonlar, algi süreçleri ve yanılsamalar… Her şey bize ufak oyunlar oynuyor!

Auf bu ufak oyunların ve zeka kıvılcımlarının peşindedir!”

ty

Türkiye’de parti yaptınız ,Amerika’da yaptınız .Her iki ülkede bulunmuş ve parti yapmış birisi olarak buradaki ortam hakkında ne söyleyeceksiniz ?

Elektronik müzik tabanından bakılınca, özellikle İstanbul aslında bayağı  büyük ve gelişmiş bir eğlence sektorune sahip.İstanbuldaki bazı kulüpler gerçekten çok iyi, çok iyi djler var. Maalesef Türkiye’deki yaşam şartlarının farklı olması, bu ortamı farklı etkiliyor. Türkiye’nin Avrupaya yakın olması elektronik müzik hayatını olumlu etkiliyor, burada daha farklı bir durum söz konusu, ama New York’taki yaşam şartlarıda çevresel olarak daha farklı bi şekilde olumlu etkiliyor.

Gece hayatında Turkiye’nin  içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi karışıklık düzelmediği sürece çokda önemli bir olumlu  gelişmenin olacağını düşünmüyorum. Aksine sanki dahada kötüye gidiyormuş gibi duruyor.

tay32

Prodüktörlüğe nasıl başladın ? Herhangi birisinden yardım gördün mü?

Prodüktörlüğe  her dj gibi kendi kendime başladım, programları karıştırarak araştırarak, gözümüz bozulana kadar mönitör başında (gözler  bozuldu) , kulağımızın zarı delinene kadar (kulak zarı delindi ) kafamızda kulaklık vakit harcadık.Kimseden pek yardım gördüm diyemem ama herzaman Murat Özer gibi  fikir paylaştığım prodüktor arkadaşlarım vardı.

”Taylan’ın 1914 isimli EP si elektronik müzik için harika bir örnek.Ritmik temel oldukça ustacana ve keskin, ilave sound ve dokular müziğin tansiyonunda ana ritim ile  farklı ve daha komplike ritimler yaratıyor.Rasyonellik irrasyonellikle ,gerçeklik fantazi, trajedi coşkunlukla denkleştirilmiş.Armoni,adımlaması ve yapısı.Taylan müziğe gerçek artistik bir samimiyet koymuş, bu da benim duyduğum en iyi müziklerden birisi ”  
Rob Haskins New Hampshire Müzik Üniversitesi Asistant Profesörü
Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız. http://www.livingrecords.info/?p=37
 
Bir dj olarak müziğini insanlara nasıl sunmayı seviyorsun ? Set yapıp internetten dağıtarak mı yoksa parti esnasında o an insanların müziğini hissetmeleri ve anında sevmelerimi hoşuna gidiyor ?Interneti müziğini sunmak için kullanıyor musun?

Ben müziği mikslerken her bir parçayı bir öge olarak kullanıp birşeyler inşa etmeyi ve o inşa ettiğim şeyi yıkmayı çok seviyorum. Müzikalite kadar, mix tekniklerimide sergilemekten hoşlanırım, beklentiyi  vermeye çalışırım. Bu yüzden benim tarzım performansa, anlık etkileşime dayalı. Kısacası ben kulüp adamıyım.Ben ve oradaki diğer herkes aynı anda muziği inşa ederiz, tepesine çıkar dans ederiz, inşa ettiğimiz şeyi yıkar, seviniriz .Gece sonunda hem kendimizi hemde etrafımızdakileri alkışlarız.

Onun dışında set yapmak kaydetmek internetten yaymak pek benim işim değil, hatta Dinamoda bulunan programıma bile yoğunluktan set gönderemiyorum  umarım atmazlar beni yakında radyodan.  :)

 123

Şu ana kadar sana verilen en iyi tavsiye neydi ? Senin izinden gitmek isteyen herhangi birisine verebileceğin en iyi tavsiye ne olurdu?

Bana verilen en iyi tavsiye inandıgım yoldan geri dönmememdi. Benim izimden gitmek isteyen herhangi birisine vereceğim tavsiye ise;

”Kendi yollarını bulmalarıdır, bir başkasının değil. Başka başka insanlar başka başka başarılara uzanırlar, önemli olan kendi yolunda hedefinde başarılara ulaşmış insanların tavsiyelerini dikkate almaktır.

Nietzsche’ninde dediği gibi ” Yükselmek mi istiyorsun,? Kendi omuzlarının üzerine tırman!”

Ama sevgili arkadaslarım şunu unutmasın  hayatta yaptığınız hiç birşey boşa gitmez, dönüp dolaşıp sizi geri bulur.Üretsinler, çalışsınlar, araştırsınlar bir gün bu çabaların sonucunu alacaklardır. Aktif olduğumuz zamanlar kadar pasif zamanlarda (araştırma, inceleme, düşünme) çok önemlidir, bu zamanları kayıp olarak görüp acele etmesinler.

1997de Godet’te çaldığın set’ten bu yana çaldığın tür ve yaptığın müzik ne türde bir gelişim gösterdi ?

O zamanlar hem dönemin müzikal estetiği ve yaşım gereği çok daha enerjik, daha sert müzik çalıyordum.O zamanlar müzikde aradığım ve kendimde bulduğum şeyler daha farklıydı.Şu an ise daha derin ve zeki, alt fikir olarak zengin ama form olarak daha yumusak ve sakin şeyler çalıyorum diyebilirim.

New York’da yaşamın daha zor olduğunu bir röportajında belirtmiştiniz,peki klüp yaşantısı ,elektronik müzik adı altında İstanbul’a nazaran  New York’da ne daha kolay dersem bize ne cevap vereceksiniz ?

Daha önce bahsettiğim zorluk şu anlamda idi, etrafınızda çok fazla çok iyi şey yapan insan var bir seyler yapmak istiyosanız sizi sıkı bir çekişme bekliyor anlamında idi. Istanbul’a nazaran burda kolay olan şey ise bilgiye ulaşmak daha önemlisi bilgiye şahit olmak diyebilirim. Iyi bir performansa, çok iyi bir sanatsal olaya, tarihsel önemli etkinliklere, klasik eserlere vb…Elektronik müzik adına ise çok daha fazla iyi sanatçıyı dinleyebilir ve bir çok güzel festivale gidebilir, bir çok çılgın büyüklü küçüklü partilere dahil olabilirsiniz.

3156_72791224692_637999692_1551006_5931544_n

Taylan hakkında çok az insanın bildiği veya kimselerin bilmediği birşey söyler misiniz?

Yani hakkımda ne biliniyor çok bilmiyorum ama gözükenin aksine sakın ve yanlız bir hayat yasıyorum. Çok çılgında değilim, utangaçımdır aslında nedesemki …

Bize 2010 planlarından bahseder misiniz ?

2010 yılında daha çok görsel sanatlardaki hedeflerime yönelik hareket etmek istiyorum.Fotograflarım, illustrasyonlarım ve tablolarımdan olusan bir  sergi düzenlemek istiyorum . Ayrıca şuanki en büyük hayalim bir film çekmek bunun üzerinde de çalışmalar yapıyorum. Eğer doğru modu yakalarsam yeni bir Ep’de yapmak istiyorum.

Taylan’ı Facebook üzerinden lütfen takip edin.Grubuna giden link burada!

Yolunuz eğer Brooklyn’e düşerse Cumartesi akşamı Taylan’ın partilerine  katılıp kendisine bir ”Merhaba!” deyin.Lütfen bizimde sevgilerimizi iletin.

AUF partileri şu adreste yapılıyor;

319 Scholes

319 Scholes St ( Waterbury ve Bogart Sts arası)

Bushwick, BrooklynMap Subway: L to Montrose Ave  | Directions

taylan345

 

Bu yazı size yardımcı oldu mu?

2 rating, 2 votes2 rating, 2 votes (Bu yazı +2 kişinin işine yaramış, 2 kişi değerlendirmiş, )
Loading ... Loading ...

7 Yorum »

  • Onder said:

    Ne de guzel yazmis. Taylan hakkinda kimsenin bilmedigi bisey; ilgilendigi ve yukarida bir kismi bahsedilen sanat dallarinin yani sira, Taekwondo’dan Ninjitsu’ya kadar bir suru uzak dogu dovus “sanat”iyla da munasebeti vardir. Hisimla yaklasmayiniz!

  • Hale said:

    şahane :)

  • Maria Dona said:

    Lafa girmek belki haddim değildir. Yine de, coşku ve iyi niyetle eklemek isterim ki Sevgili Taylan’ımız, gece hayatı aleminde eşine pek ender rastlanan beyefendi ve centilmen bir duruşa sahiptir diye düşünüyorum. Seninle gurur duyuyoruz. İstanbul’dan sevgi, selam ve pozitif titreşimler…

  • Burak Atınç (author) said:

    Bizde beyefendi olduğunu bildiğimiz için kendisini siteye aldık :)

  • gokhan said:

    utangac kısmını ben biliyorum =)

  • emrah Yalcin said:

    fazla soze gerek yok Techno Master !!!

  • Ege Madra said:

    “Gece hayatında Turkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi karışıklık düzelmediği sürece çokda önemli bir olumlu gelişmenin olacağını düşünmüyorum. Aksine sanki dahada kötüye gidiyormuş gibi duruyor.”

    Cesaret ve inandığın yolda ilerlemenin önündeki en büyük engel bu işte, çünkü dans müziği “scene”i tek başına yaşanan bir şey değil. Bu o kadar gerçek olmasaydı Taylan şu anda NY’ta değil İstanbul’da olurdu. Alıntıladığım paragrafı bütün netliğiyle idrak ettiğim noktada ortalıktan çekildim, bir sürü iyi dj, düzgün kulüpler, özel partiler vs de eş zamanlı olarak ortadan kayboldular.

    Taylan çok daha yumuşak konuşmuş ama ben durumun çok daha karamsar olduğunu düşünüyorum, geçen her sene daha kötüye gitti ve gelinen noktada artık güzel bir partiye (hem müzik hem de kalabalık anlamında) denk gelmenin pek mümkün olacağına inanmıyorum. Bence hiç umut yok. Elektronik dans müziği bütün eğlencesi, alt kültürü, önemli figürleri, renkliliği ve çeşiltiliğiyle Türkiye’den geçip gitmiştir.

    Yazıyı okumak zevkliydi bu arada, güzel bir söyleşi olmuş.

Bu yazıya yorum yapabilirsiniz