Sagopa Kajmer (DJ Rawkid)
Yorum yap
Sagopa Kajmer (Yunus Özyavuz) 1989’dan bu yana çocukluk arkadaşımız. Her haftasonu dans partilerinden tutun , sabaha kadar süren kaset çekimlerine,birlikte yarattığımız mixlerden, radyo şovlarına ,plak alışverişlerinden , yeni aldığımız kasetleri birbirimize dinletme çabasına kadar kendisi ile çok şey paylaştık.Birbirimizin müzik zevklerini yonttuk,değiştirdik ama en önemlisi paylaşmanın keyfine vardık.
Sagopa’nın müzik bilgisi inanılmazdır,kişilik olaraksa görebileceğiniz en enteresan adamlardan birisidir. Müziği konuşup paylaşabildiği insanları çok sever zira Türkiye’de kendini tamamen müziği adamış az sayıda kişiden birisidir. Kendisinin hesap yapmayı bıraktığı bir müzik arşivi,plak şirketi,satış grafiği yüksek albümleri,radyosu var.Peki bu adam dans müziğinden ne istiyor ? Ne hedefliyor? Türkiye’nin en çok konuşulan rapçisi Sagopa Kajmer bize bu röportajda tüm sorularımızın cevabını veriyor .
Bir çok insan sizi rap müziğe olan ilginiz ile tanıyor.Dans müziğine olan ilginiz nasıl başladı ve nasıl şekillendi?
Ben çocukken çok farklı müziklerle ilgilendim.Annem ve babam müzikle içiçeydi.Ben de onlardan nasiplendim.Onların disco-funk plakları gerçekten harikadır.İlk büyük rap plağı olan Sugarhill Gang‘in Rappers Delight ‘ın ilk basımı hala en nadide koleksiyon parçalarımın başında gelir.Üzerinde 70 lerin efsanevi Big Apple klübünün dj logoları var.O plakla rapi tanıdım.Salsoul‘dan yayınlanan Joe Bataan ve Mercury Records çıkışlı Kurtis Blow plakları rap’e olan ilgili pekiştirmişti.Daha sonra Run DMC ‘nin ‘’Raising Hell’’ albümüyle tamamen kendimi rap’in içinde buldum.O dönem içinde Eurodance türevlerini de dinlerdim Modern Talking, Sandra vs.
O zamanın en önemli mixli kasetlerini Dj Hakan Gündüz çıkarırdı.Onu Musti ve Birol Giray takip etti.Ben ve arkadaşlarımın birçoğu o miksli kasetlerle büyüdük diyebilirim.Özellikle Hakan Gündüz’ün kasetlerindebirçok rap şarkısına rastlıyordum Jungle Bros,Kurtis Blow,Kool Moe Dee gibi.
O kasetlerle dans müziğinin içine girdim.Birden bire Acid House‘un ortaya çıkmasıyla herşey ayrı bir hal aldı.Richie Rich’in Salsa House’u,Technotronic esintileri,diğer yandan Londra klüplerini evlerimize taşıyan Ömer Karacan.Bu dönemde müzik marketlerden house party miksli kaset serileri alırdık.D-Mob,Lil Louis,Marshall Jefferson,Steve Silk Hurley,Frankie Knuckles,Fast Eddie house müziğini bana ilk sevdiren isimler oldu ama en çok Jellybean Benitez‘in ‘’Rock The House’’ adlı double plağı beni etkilemişti.O plakta ilk kez İndia‘nın sesini duymuştum ve benim için albümün en önemli hiti ‘’Mirage’’ oluvermişti.Krush ‘ın House Arrest’i ve 2 Men and A Drum Machine‘nin ‘’I am tired getting pushed around’’ şarkısına bayılırdım.O dönem hakikaten harikaydı.Fuarlarda çarpışan otoların olduğu,dönme dolapların olduğu yerde Starlight-Numero uno ve Black Box-Right on time çalardı.Bazen Yazz-The only way is up’a denk gelirdim.İşte bu güzel zamanlarda dans müziğini takip etmeye başlamıştım.Daha sonra arşiv yapmaya başladım ardından radyolarda ve klüplerde dj lik yaparak devam ettim.
Geçmişe dönüp baktığınızda ilk dinlediğiniz dönemlerde çıkan müzikler ile bugünkü müziği kıyaslarsanız ne söyleyeceksiniz ? Youtube’dan 1990 lı yıllarda çıkan dans müziği ile bugünün dans müziklerini kıyasladığınızda şarkı yazma yeteneği,prodüksüyon ile artistlerin piyasaya sunumu ile ilgili belirli bir farklılık görüyor musunuz ?
Maalesef şimdiki dönemde şarkıların klasikleşme şansları çok azalıyor.Bunun en önemli sebebi bence herkesin prodüktörlüğe soyunması.Dolayısıyla bu da müzik listelerinin yetenekli /yeteneksiz birçok adamın işgali ile sonuçlanıyor.Aralarından iyileri bulmak için çok çabalamalıyız.Sürekli dinlemeliyiz.Önceden böyle değildi.iyi iyiydi,kötü ise kötüydü.Yani bir Todd Terry mixinden beklentilerimiz çok büyüktü mix piyasaya sürüldüğünde bu umduğumuzu da bulurduk.
Şimdi birçok bilinmeyen ve kendi şansını kovalayan isimler var.Hayranlıklar azaldı,herkes internet sayesinde birbirine çok yakın.Mesafeler daraldı.Bağımsız takılıp bir labella çalışmadan yığınla mp3 şarkı veren bir dolu kişi var.1990’lı yıllarda albüm ya da single almak hiç de kolay değildi.Elindekine değer vermek durumundaydın, şarkılar iki formatlıydı ya kaset alıp tıpış tıpış teybine takardın ya da plak alır dj kategorisine girerdin.
Şimdi şarkılar gündemin değişen moda uyuşturucularına göre düzenleniyor.Uyuşturucunun tarzı değişince dans müziğinin de tarzı değişiyor.Bu tabii benim şahsi görüşüm.Ama günümüzde halen muhteşem şarkıların yapıldığını düşünüyorum herkes de dinliyor bunları.Fakat bahsini ettiğiniz dönemde dinlediğim şarkıların güzelliğini günümüz şarkılarında göremiyorum.
Bunun nedeni sanırım geçen yıllarda vokalli ve ahenkli ve de yormayan şarkılar dinlememiz Dans artistleri tanıtımlarını gayet iyi yapıyorlar,zaten bu işin tanıtım yeri partilerdir.Sahnede ne kadar insanı çıldırtırsan o kadar iş yaparsın.Yeni şarkıların ses kalitesi tabiiki daha yüksek,hatta mükemmel.Herşey ayrı ayrı duyulabiliyor.Tek değişen kullanılan efektler ve yüklü olarak kullanılan komprasörler.Eski yeni diye ayırmak tabiiki yanlış olur düşüncesindeyim.
Ben anneme babama kendi dönemimin müziklerini sevdirmeye çalışırdım ama onlar hep ” Bu döneme bir BeeGees,Barry White gelmez’’ derlerdi.Katılıyorum.Kendi zamanımı övsem geçmiş zamana haksızlık etmiş olurum .Kısaca ben yaşlanıyorum diyeyim.Daha yumuşak ağırbaşlı şarkılar dinlemeyi seviyorum.
Youtube dan müzik takip etmiyorum.Söz yazma kalitesi olarak eskilerde şuandakiler arasında büyük farklar var.Günümüz parçalar genelde eskiden söylenmişleri tekrar ediyorlar,ya da taklit şeyler ortaya çıkıyor.Zaten birçok şarkı re-make ya da cover oluyor.Buna rağmen günümüzde de iyi söz yazarları var.
Miami’de dans müziği açısından çok önemli bir nokta.Bana kalırsa WMC esnasında house müziğin en kıvamlısı üretiliyor.Londra’dan daha gürültülü şeyler duyuyoruz,Hollanda’da tempo yükseliyor insanlar trance’e geçiyor,Amerika da çok popa dönük dans müziği hakim,genelde popüler sanatçıların dans mixleri tutuluyor.Her yer müzik yapısına sahip.Hepsinden ayrı keyif almak lazım.
Bize DJ Rawkid’in soundundan bahsedermisiniz ? Beğendiğiniz dj ve artistler kimlerdir ? Dans müziğinde yeni bir parçanın djlerin case’inde en çok iki hafta durduğu bir müzik endüstrisinde sürekli dinlediğiniz size ilham veren herhangi bir elektronik /dans albümü var mıdır ? Birlikte yaptığımız ”Sting-Fragile” remixinden sonra yeni remix denemeleri yaptınız mı ? Dans müziğinin mutfağına geçmeyi düşünüyor musunuz?Bu bağlamda Rawkid’den yeni elektronik müzikler bekleyebilir miyiz?
Dj Rawkid‘in dans müziği anlayışı sadeliktir.Herşey sade olmalı ve yormayan bir tempo olmalı.Ben genelde dans müziğini dinlenmek ve biraz rahatlamak için dinlerim.O nedenle deep house’u tercih ediyorum.Önceden beri süregelen soulful house -garage düşkünlüğüm nedeniyle seçimlerimde vokalli şarkılara da sıkça yer veriyorum.Progressive benim için karanlık ama coşku içeren bir kıvam ve çok seviyorum,tech-house’un da sadece iyisini seviyorum.Elektro konusunda pek iç açıcı konuşamıyacağım genelde setlerimde yer vermiyorum diyeyim.Kısacası benim ne çaldığımı daha önce dinlememiş kişilere soundumu şöyle anlatayım: tamamen sade,dinlenmesi kolay,kafanızın kaldıracağı,kimi zaman derin kimi zaman neşeli hüzünlü ve baştan sona ”House Müzik”!!!
Aslında ben bir turntablist’im.Hiphop benim profesyonel olduğum alan ama Rawkid adıyla house müzik setlerini sadece zevk için yapıyorum. Bazıları hakkımda dedikodu üretir diyorlar ki ; ‘’Klüplerde millete techno çalar sonra rap djiyim der vs’’ama ben her zaman söylüyorum.Ben bir müzik adamıyım ve ne istersem onu çalarım.Hem de iyi çalarım ama dans djliği konusunda artık aktif değilim klüp djliğine evimde devam ediyorum.Benim dans dünyasına açılacak bir durumum yok.Sadece sevdiğim şarkıları mixleyip insanlara dinletmek ve onlarla paylaşmak isterim.
Şimdiki dj ler lütfen beni yanlış anlamasınlar ama ben kendi cd ya da plak çantasında bulunan arşivin her karışını adı gibi bilmeyen adama dj diyemem.Maalesef ne çaldığını bilmeyen veya sadece ritim çalıp kendi kendine eğlenen birçok adama rastladım.İnternetten düşük kalite indirdiği şarkıları kalitesiz boş cd lere çekip havalı havalı dj’im diye gezen bir çok adam var.Bir de ‘’En iyi ben koparırım’’ modası var.Aman ben bunların hepsinden uzak durmayı yeğliyorum.
Beni çok etkileyen albümler,sanatçılar dj ler var tabii ki.Dj olarak özellikle Dj Q-Bert çok fazla güzel şey ortaya çıkardı Turntablizmin boyutunu değiştirdi.Dj revolution ‘’super crabby’’ tekniğiyle dikkatimi hala çekmekte.Prodüksüyon olarak dans müziğinde ‘Restless Soul’a bayılıyorum.Raw Artistic Orchestra,Copyright,Groovenauts,Dennis ferrer,Sebo k,Chuck love,Fred Everything,Add2basket,Timewriter,Solar House,Jimpster,Jay Tripwire,Charles Webster,Röyksopp,Joe Clausell,Stereo Mutants,Frankie Feliciano gibi birçok isim var.
Albüm olarak yıllardır Innocence’ın muhteşem Belief albümünü bıkmadan dinlerim aynı şekilde Banderas’ın Ripe’ı,Oletta Adams’ın albümleri,muhteşem ses Sade’nin tüm albümleri,hala 1970 lerin,Mystic Merlin,Incredible Bongo Band,The Meters,Average White Band,The JBS gibi muhteşem ekiplerini severek dinliyorum onların plakları arşivimin özel köşesindedir.Salsoul ve Love Unlimited Orchestra serilerinden asla vazgeçmem ve tabii ki milyonlarca rap şarkısı ve albümü.O kadar çok sayılabilecek şey varki.
Ülkemizden severek müziğini dinlediğim dj ler pek tabiiki var.Örneğin DJ Tarkan müziğin bir anlatım aracı olduğunu,ayrıca ihtivasının duygu olması gerektiğini de çok iyi bilir.DJ Tarkan’ın haricinde Fattish harika çalıyor.
Eskilerden U.F.U.K,Cureshot,Murat Uncuoğlu.DJ Tan,Hakan Henry favorim . 2019’da çalıştığım dönemde ne plaklar dönerdi.Ne djler turntable’ların başında dururdu.Ben o zaman prodüksüyonda jilet gibi keskindim.
O dönem Sting‘ den Fragile’ı mixlemiştik ben halen o mixi çok severim.Rose Royce un Let’s go disco’sunu da mixlemiştim.Bir de Michael Jackson-Dirty diana’ya yaptığım remix var. O dönemde birçok house remix yapmıştım artık işimin çok yoğun olması nedeniyle dans prodüksüyonları yapamıyorum .Yapılanları zevkle dinliyorum.
Sorunuza gelince, dans müziği mutfağına girmeyi düşünmüyorum ama mutfaktaki aşçıları çok iyi tanıyorum.Zaten yemekleri de çok iyi biliyorum.
Geçenlerde nette dolaşırken çok güzel bir soru ile karşılaştım.Soru şuydu ”Traktör ve Ableton gibi programlar beni nasıl daha iyi bir dj yapabilir? ” Djliğin özünde olması gereken ,araştırmacı ruh,iyi parça seçimi ve mix kabiliyeti günümüzde yerini sizce hangi özelliklere bırakıyor?
Mix yapabilmek apayrı bir zevktir o zevke varmak için bence plakların dönmesi gerekir.Ama günümüzde değil plak cd bile tökezledi.Yapılacak şey teknolojiye ayak uydurmak,çünkü o bize ayak uydurmuyor.
Yıllarca kaset biriktirdim 1 dakikada 5 bin kaseti çöpe attım.Yıllarca plak plak deyip arşiv yaptım şimdi plak basımı çok yara aldı,pikaplar satılmamaya başladı etraf elindeki pikapları satanlarla dolu ..kısacası artık dijital ortamlara takılmak gerek.Ama bu kadar büyük arşiv bize altyapı oldu hemde en iyi şekilde.
Mixleme konusunda artık programlar yardımcı oluyor.İki şarkıyı peşpeşe koy program sana mixlesin.Eğer ev dj’yi isen herşey yolunda demektir ama klüp disc jockeyi isen kesinlikle mixin her türlüsünü bilmelisin.Bence bu insanın kendisine ve işine olan saygısıdır .Mix yapmayı bilmeden dj olunamaz.
Traktor Ableton gibi programlar tabiiki pencerenizi,baktığınız açıyı genişletir.Yeni şeyler yaratmak konusunda tetikleyici olabilir ama djlik o programları kullanmada ancak bir altyapı olabilir.Müzik üretmek ve müzik mixlemek iki ayrı iştir.Çok kişi görmüşüzdür şarkısı büyük hit olmuş ama deklerin başında sürekli mix kaçıran kısacası mühim olan dj liği bilmek mixi ve şarkıyı bilmektir.Bir dj eğer araştırmacı değilse sıradan olmaktan ileri gidemez.
Sürekli dinlemeli sürekli mixlemelisiniz.Öncelikle eskileri bilmeli ki yeninin yorumunu yapabilsin.Genelde eski şarkılar alınıp üzerine drum ve perküsyonlar birazda yaylı çalgılar ekleniyor.Sonuçta günümüze uyarlanmış eski parçalar çıkıyor.Ne yazık ki herkes Kenny Dope Gonzales ya da Francois Kevorkian olamıyor.
Bazen yeni yeteneklerden çok iyi mixleyen dj ler duyuyorum.ama çaldığı şarkı 5 para etmez.Bazen de mixi dümdüz olan ama çaldığı şarkılar çok etkileyici adamlar dinliyorum.Bu iş göründüğü kadar kolay değil.Şimdilerde laptop djliği moda.artık Cd playerlar da gerilerde kaldı,bakalım ileride neler olacak? Ipodlarını da satmaya başlar bu insanlar yakında ..:)
Radio FG artık Hiphop’da çalmaya başladı .Bu değişimi neye bağlıyorsunuz ?Geçen sene Global Gathering’in headliner’ı olarak Kanye West çıkmıştı.Hip hop ve dans müzikleri birbirlerinden düşündüğümüz kadar uzak değil mi?
Dans müziği insanı eğlendirir.Kanye West‘de insanı eğlendirebilir.Biraz sallansan dans ediyorum dersin yanındakine.Dans etmek ille de house müzikle olmuyor.Sister Sledge ya da Massive Attack’in müzikleriyle de dans edebiliyoruz.
Bu tip organizasyonlarda para durumu da ön plana çıkıyor.değişik kitlelere bilet almaları için teşvik etmiş oluyorsun.Belki adam sadece Kanye’yi dinleyip evine gidiyor ama olsun organizasyon renkleniyor.Bir zamanlar rockçi metalci ayrımı yaparlardı bu da ona dönmesin hahaaha Sonuçta Radio FG nin de hiphop çalmasına şaşmamalı.Çünkü dünya müziğinde tutulan ve satan kısmın çoğunluğu hiphop şarkıları ve albümlerinden oluşuyor.
Gençler hiphop seviyor.Ben dans müziği dinlerken rap de dinledim.Birçoğumuz dans müziğinin dışında soul,acid jazz,trip hop vs de dinlemişizdir.Kimsenin tek yönlü müzik dinlediğini düşünemiyorum.Hiphop artık soul-funk ve groove’u da içinde barındırıyor.Önceden Hardrap vardı.Bir partide Cypress Hill ve Dj Sneak’i yanyana koysan sırıtabilirdi.Günümüzde hiphop daha değişken bir yapıda,formda sunuluyor.Kanye yi dinlerken Chaka Khan’ı ya da O’jays i de duyuyorsun.
Hiphopun yeni formu r&b ve bubbling,dub ve dancehall karışımlı bu da demek oluyorki amaç insanları biraz olsun sallamak,eğlendirmek.Tempo yükseldikçe dansın hızı artıyor.İngiltere’de 2 step çıktığında herkes ‘’Hiphouse geri geldi’’ demişti.Ben o şekilde düşünmüyorum.İnsanlar sadece yeni ritimler üzerine rap yapıp eğlenmek istemişti.
Bir festivalde ana sahneye çıkabiliyorsan yıldızsındır.Bende Birol Giray’ın özel ricası üzerine onu kıramayıp Electronica Festivale çıkmıştım.Tamamen alakasız bir şey gibi görünse de ben dans sahnesine MC olarak çıktım.Herkes benimle zıpladı ve şarkılarımı da söyledi.Bu tarz şeylere açık olmalıyız .
Türkiye’deki elektronik müzikte olan gelişmeleri takip ediyorsunuzdur. Sizce Türkiye dünya çapında bir prodüktör/dj çıkartabilir mi? Bu sorunun cevabını Radio FG’nin kurucusu Birol Giray,” Söz konusu djyin mutlaka yurtdışında yaşıyor olması gerekiyor”diye cevaplandırmıştı. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Sizce İstanbul günün birinde Paris gibi elektronik müziğin başkentlerinden birisi olabilir mi?German sound,Dutch house, French sound,İtalo house,UK house terimlerinin yanında ülkemizin ismini görebilecek miyiz?
Kendi müziğini oluşturabilen insanlar o müziği eğer başkasından özenerek yapıyorlarsa ortaya taklit çıkıyor.Mesela ‘’Ben Quincy Jones gibi müzik yapacağım’’ derseniz ,ortaya funk, jazz ve disco elementlerinin biri veya bunların hepsi çıkabilir ama ‘’Ben David Guetta gibi müzik yapacağım’’ derseniz ortaya elektrodan öte bir şey çıkmaz .Kısacası şunu demek istiyorum;eğer kendi stilini çıkarabilirsen o zaman bir akımın öncüsü olabilirsin.Neden Türkiye’den şahane bir prodüktör çıkmasın ?
Benim gördüğüm iki isim var.Mesela Dj Tarkan, V-Sag ile beraber birçok mühim dans prodüksüyonlarına imza attı.Yaptıkları dünya klüplerinde çalıyor.Faithless’in mixlediği toplama albümde ‘’Ha pardon’’u duymuştuk.
Bence illede yurtdışında yaşamak şart değil artık internet var. Herşey ve herkes elinin altında. Yeterki iş yap ve müziğini tanıt.Elbetteki dans müziği akımları ülkelere ve şehirlere göre şekilleniyor.Italo house hemen fark edilir,Fransızların kaba bir soundu var bu da hemen anlaşılır,Almanların trance ve technosu herkesce malum ayrıca önde geldikleri bir minimalim akımları var.İngilizler ve Amerikalılarında kendilerine ait oturmuş house-dance kültürlerini devam ettiriyorlar.Peki ya bizim neyimiz var?
Bunu düşünmek gerekiyor.Size 4 seçenek verilse hangisi Türkiye’de yapılmış dans müziğidir denilse seçebilir misiniz? Prodüksüyonların çoğu tribal house listelerine giren şarkılar ,İspanya Madrid soundundan arak ,progressive modasına uyan prodüksüyonlardır.En son karşımızda Bedük ve Hande Yener’le servis edilen electro/progressive türevleri çıktı.Hatırlarsanız 1990’ların başında(Hande Yener’in prodüktörü) Erol Temizel vardı T-Express adıyla ilk ‘’Dom Dom’’ single ile çıkış yapmıştı.
Hala Erol bu işte prodüksüyon bazında liderdir.Murat Uncuoğlu mixleri ve adı aklıma gelmeyen birçok iyi iş yapan adam var ama kendi stilimiz var mı? Bence bu konuda erken konuşmamak gerek.
Günümüzde sanatçıların şarkı yazma,prodüksüyon ,promosyon,dağıtım gibi tüm işleri tek başlarına halletiklerini düşünerseniz bağımsız plak şirketlerini nasıl bir gelecek bekliyor?
İnternet olduğu müddetçe tanıtımın yüzde 50 si tamamdır.İş klipte bitiyor bir anlamda iyi bir klip ve klibi destekleyen bir ya da birkaç iyi Televizyon istasyonu lazım .Piar denilen tanıtıcılar tarafından yapılan iş; gazete reportajları,klip ve tv programları aktiviteleri bunların içinde .
Yukarıda bahsettiklerimi çevren iyiyse tek başına da yapabilirsin.Bağımsız olmak her yönden güzeldir.İşi kafana göre şekillendirebilirsiniz ama yalnızsanız çok çaba harcaman gereklidir.O nedenle Türkiye’de bağımsız olmak biraz endişe vericidir.Benim eşimle kurduğum kendi plak şirketim var.Unkapanı’nda sevilen ve çok taktir gören bir şirket bizimkisi adı ‘’Melankolia’’.Herşeyi iki kişi başardık üçüncü bir kişiye ihtiyaç duymadık.
Hem sanatçı olduk hem tanıtımcı hem de prodüksüyonu üstlendik.Bu işler gayet yıpratıcı ama disiplinli olunca her şey oluyor .Bu tabii ki bizi ilgilendiren bir şey,diğer bağımsız plak şirketleri zorluklar çekiyor,çoğu kapanıyor çünkü albümleri satmıyor,vergileri ağır geliyor vs .Ayrıca dağıtımcılar dağıtım işini yaparken çok seçici oluyorlar.Herkes albümünü istediği her yere dağıtamıyor.İşi bilerek yapanlarsa çok fazla seçici oluyorlar.Sanıyorum gelecekte bağımsız plak şirketleri daha da azalacak.
Şu sıra bir çok yerde aynı fikrin tartışıldığını görüyorum.Birçok insan müziğin artık bedava olması gerektiğini söylüyor zira yapılan son araştırmada dünyada dinlenen tüm müziklerin %95′i korsan olarak dinlendiği ortaya çıktı.Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz ?
Bence bu imkansız.Bir yerden para gelmezse müzisyen onca insanın zevki için bedavadan yorulmaz.Gider limon satar.Müzik ilk başta zevk işi.Tabiiki sadece şarkısını dinletme güdüsüyle yol alanlar olabilir ama işin genelinde her şey parayla dönüyor.Müzik yapmak ya da yaptırmak,kayda girmek,enstrümanist tutmak ve onlara çaldırmak,mastering yapmak vesaire… bunlar hep parayla.Müzik bedava olamaz.Ben birinden bedavaya tüm emeğini istesem ona ayıp etmiş olurum.
Bir ayakkabıcı haftalarca çivi çakıp deri keserek bir ayakkabı oluşturuyor ve sen ona terinin karşılığını vermeden yaptığı ayakkabıları alıyorsun .Bu onun izni ya da rızası olmadan gerçekleşiyor bence bu akıl alır gibi değil!! Tabi internette boş boş download eden ve aynı şekilde boş boş konuşan insanlar anketlerde ‘’bedava olsun’’ seçeneğini işaretlerler.Onlar dedi diye öyle olamaz.Söylenenler akla mantığa aykırı zira her yapılan işin bir değeri vardır.
Beyondclubbing hakkında ne düşünüyorsunuz ? Blogların müzik tanıtımında payı olduğunu düşünüyormusunuz?
Beyondclubbing hakkında çok olumlu düşünüyorum.Özellikle unutulanları hatırlattığı ve unutulmaması gerekenleri işaret ettiği için tebrik ediyorum.Bloglar müzik dünyasının ışıkları gibi aydınlatıcı oluyorlar.Kim ne derse desin müzik müziktir ve ihtiyaçtır .Müzik tanıtımında bloglar çok etkilidir.Beyondclubbin ustalarından Burak Atınç benim çocukluk arkadaşımdır,çok renkli anılarımız vardır,anlatsak bitmez.O nedenle sitenize daha bir sempatim var.Gerçekten bilinçli müzik adamları tarafından şekillenen bir siteniz var,başarılarınızın devamını diliyorum.
2009 planlarınızı öğrenebilir miyiz? Sagopa Kajmer ve DJ Rawkid ‘in planları nedir?
Birçok yeni plan var.Öncelikle benim gibi bir rap sanatçısı olan eşim Kolera ile birlikte yepyeni bir albüm yapıyoruz.Yeni Sagopa Kajmer solo albümüm gündemde.DJ Rawkid olarak mixtape setlerimi hazırlıyor ve insanlara sunuyorum ve buna da devam edeceğim.Ben paylaşmayı seviyorum.Bana vakit ayırdığınız için çok teşekkürler ,çok eğlendim.
Yönetmenliğini Tarık Sönmez‘in yaptığı Sagopa Kajmer’in son albümü Şarkı Koleksiyoncusu’nun ilk video klibi ”Ateşten Gömlek” MTV’de yayında,
izlemek için tıklayınız: http://www.mtv.com.tr/mplay/detail.aspx?ClipId=7514
Sagopa Kajmerin internetten dünyaya 24 saat underground hiphop yayını yapan bir radyosu var. Rap müziğine hayransanız mutlaka bu radyoyu keşfedin ! Kulak verin !! http://www.mic-beatz.com ,http://www.myspace.com/radiomicbeatz
İşte Rawkid’in sizler için yaptığı özel mixler. Yunus’un kusursuz şarkı seçimleri vardır ve bu setler hakikaten çok başarılı ,biz BAYILDIK!!! En yüksek seste keyfini çıkartın saniyeler içinde evinizi favori klubünüze döndürün!!!! Saçınızı başınızı yolabilirsiniz zira setler YIKILIYOR!!!!!
Beyondclubbing Exclusive DJ Rawkid Mixes
Beyondclubbing DJ Rawkid Sun Rising People Moving Cuts
Beyondclubbing DJ Rawkid Summer Soulful Cuts 1
Beyondclubbing DJ Rawkid Summer Soulful Cuts 2
Beyondclubbing DJ Rawkid Top 10 May 2009
Beyondclubbing DJ Rawkid Good Morning Cuts














Bu yazıya yorum yapabilirsiniz